Taha Kılınç’ın yeni kitabı, Kayıp Coğrafyanın İzinde: Doğu Türkistan Seyahatnamesi adlı eseri, kısa sürede önemli yankı uyandıran bir çalışmaya dönüştü. Yazar, uzun yıllardır konuşulan ancak çoğu zaman mesafeli bir duyarlılıkla ele alınan Doğu Türkistan meselesine, kişisel gözlemleri ve sahadan edindiği verilerle yeni bir boyut kazandırdı.
Eser, yayımlandığı andan itibaren yalnızca okurlardan değil, pek çok prestijli medya kuruluşundan da yoğun ilgi gördü. Büyük-küçük fark etmeksizin birçok platform, Kılınç’la röportajlar yaptı, kitap üzerine yazılar ve içerikler yayımladı. Kitap söyleşileri, imza günleri ve canlı yayınlarla birlikte yazar adeta bir ilgi çemberinin merkezine yerleşti.
Peki, Doğu Türkistan meselesine dair ufkumuzu genişletmek, konunun tarihsel ve kültürel derinliklerine inmek istersek, Doğu Türkistan Kütüphanesine göz attığımızda hangi kitaplar bize bu yolda eşlik edebilir?
1. Doğu Türkistan’da Toplama Kampları: Adım Adım Soykırım – Murat Yılmaz
(Hafıza Merkezi Yayınları, 2024, 238 s.)

Murat Yılmaz’ın Doğu Türkistan’da Toplama Kampları: Adım Adım Soykırım adlı çalışması, Çin yönetiminin 2017 yılından itibaren Doğu Türkistan genelinde kurduğu “yeniden eğitim merkezleri” olarak adlandırılan toplama kamplarını sistematik biçimde ele alır. Yazar, kampların yapısı, işleyişi ve bu merkezlerde yaşanan insan hakları ihlallerini saha verileri, uluslararası raporlar ve tanıklıklarla belgeleyerek analiz eder. Eser, ideolojik dönüşüm ve zorla asimilasyon politikalarının arka planını incelerken, Çin’in güvenlik, ekonomi ve demografik stratejileriyle kamplar arasındaki ilişkiyi de ortaya koyar. Akademik kaygıdan çok belgelere dayalı bir tanıklık oluşturmayı hedefleyen Yılmaz, çalışmasında Doğu Türkistan’daki politik uygulamaları uluslararası hukuk, insan hakları ve soykırım literatürü çerçevesinde değerlendirir. Bu yönüyle kitap, Türkiye’de konuyu bütüncül biçimde ele alan ilk kapsamlı ve belge temelli araştırmalardan biri olarak öne çıkar.
2. Gece Yarısı Tutuklanmayı Beklemek: Bir Uygur Şairinin Soykırım Tanıklıkları – Tahir Hamut İzgil
(Timaş Yayınları, 2025, 272 s.)
Modern Uygur şiirinin en güçlü seslerinden Tahir Hamut İzgil, bu kez kalemini bir direniş aracına dönüştürüyor. Gece Yarısı Tutuklanmayı Beklemek, Çin’in 2017 sonrası başlattığı kitlesel tutuklamalar, dijital takip sistemi ve kampları, bir entelektüelin gözünden anlatıyor.
Sayfalar arasında sessizliğe mahkûm edilmiş bir halkın nefesi yankılanıyor. Kitabın İngilizce baskısı uluslararası ilgi gördü; Batı kamuoyunda Uygur meselesinin görünür kılmaya katkı sundu.
3. 100 Soruda Doğu Türkistan – Dr. Ömer Kul
(Rumuz Yayınları, 2017, 221 s.)

Dr. Ömer Kul’un eseri, hem bir araştırma kılavuzu hem de temel bir başvuru kitabı niteliğinde. Bölgenin tarihini, kültürünü, dinî yapısını ve jeopolitik önemini “soru-cevap” yöntemiyle sade bir dille anlatıyor.
“Doğu Türkistanlıların temel talepleri nelerdir?”,
“Türkiye’deki teşkilatlar neden tek bir çatı altında birleşemiyor?”,
“Uygur meselesi Sovyet sonrası dönemde nasıl evrildi?”
gibi sorular, okuru yüzeysel tartışmaların ötesine geçiriyor. 100 Soruda Doğu Türkistan, konuyu hem akademik hem de kamuoyu düzeyinde anlaşılır kılmak isteyenler için temel bir kaynak.
4. Unbroken: One Uyghur’s Fight for Freedom – Rushan Abbas
(2025, İngilizce baskı – Türkçesi henüz yayımlanmadı)

Ruşen Abbas, Doğu Türkistan direnişinin sembol isimlerinden biri. ABD merkezli kampanyalarla Çin’in Uygurlara yönelik soykırımını uluslararası gündeme taşıyan aktivist, Unbroken adlı kitabında kendi hayatını, kaybolan kız kardeşini ve susturulmaya çalışılan bir halkın mücadelesini anlatıyor.
Abbas’ın kardeşi Dr. Gulshan Abbas’ın 2018’de Çin yönetimi tarafından kaçırılması, anlatının merkezini oluşturuyor. Bu olay, yazarın insan hakları savunusunu kişisel bir mücadeleye dönüştürmesini sağlıyor. Abbas, Kongre’de, Avrupa Parlamentosu’nda ve Birleşmiş Milletler’de yaptığı konuşmalarla Çin’in toplama kamplarını ve kitlesel asimilasyon politikalarını dünya gündemine taşıyor.
Unbroken bir hatırat olmanın ötesine geçiyor; diplomasi, sivil toplum ve küresel kamuoyu oluşturma süreçlerinin nasıl işlediğine dair içeriden bir bakış sunuyor. Yazar, aktivizmin stratejik yönlerini, uluslararası hukukun sınırlarını ve sessiz kalmanın maliyetini tartışıyor. Kitabın temel tezi açık: Uygur meselesi yalnızca bir azınlığın özgürlük mücadelesi değil, insanlık onurunun sınandığı evrensel bir dava.
Bu yönüyle Unbroken, anekdotlara dayalı bir kişisel anlatıdan ziyade, çağdaş insan hakları siyasetinin sahadan yazılmış bir panoraması olarak okunuyor.
Ahsen Nur Katırcıoğlu, Türkistan coğrafyası odaklı uluslararası ilişkiler alanında akademik ve saha temelli çalışmalar yürütmektedir. Prodüksiyon, tanıtım, editörlük ve içerik üretimi alanlarında çalışmalar yürütmektedir. Çeşitli sivil toplum kuruluşlarında yayıncılık, akademik eğitim, medya çalışmaları ve dijital arşivleme projelerinde rol almıştır. İbn Haldun Üniversitesi’nde çift anadal öğrencisi olarak Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler ile Yeni Medya ve İletişim bölümlerinde öğrenimini sürdürmektedir. İngilizce ve Arapça bilmektedir.

