Dünya ve İslam

 

Uluslararası Adalet Divanı, Myanmar Soykırım Davasını Görüşecek

Share

Uluslararası Adalet Divanı (UAD), Myanmar’ın Rohingya Müslümanlarına yönelik soykırım suçlamalarını 12–29 Ocak tarihleri arasında esastan görüşecek. Gambiya’nın, İslam İşbirliği Teşkilatı’nın desteğiyle 2019’da açtığı dava, UAD’nin son on yılı aşkın sürede ele aldığı ilk soykırım davası olması bakımından tarihsel önem taşıyor. Duruşmalar kapsamında Gambiya iddialarını sunarken, Myanmar suçlamaları reddederek askeri operasyonların “isyancılara karşı yürütüldüğünü” savunacak.

Dava dosyasında, 2017 yılında Myanmar ordusunun yürüttüğü operasyonlar sonucunda yaklaşık 730 bin Rohingya’nın Bangladeş’e zorla göç etmek zorunda bırakılması merkezi bir yer tutuyor. Birleşmiş Milletler araştırma heyeti bu süreci “soykırım eylemleri” içeren bir kampanya olarak nitelendirirken, Myanmar bu raporları önyargılı olmakla eleştiriyor.

Mahkemenin, nadir görülen bir uygulamayla kapalı oturumda tanık dinlemeye karar vermesi, delillerin ağırlığına ve davanın ciddiyetine işaret ediyor.

Uluslararası Adalet Divanı’nın Myanmar davasında ortaya koyacağı hukuki değerlendirme, soykırımın yalnızca kitlesel öldürmelerle sınırlı olmadığına dair uluslararası hukuk anlayışını daha da belirginleştirebilir. Mahkemenin zorla yerinden edilme, çocuklara ve kadınlara yönelik sistematik ihlaller, yaşam koşullarının bilinçli biçimde yok edici hale getirilmesi ile kültürel ve dini varlığın tasfiyesini soykırım niyetinin göstergeleri arasında değerlendirmesi halinde, bu yaklaşım gelecekteki davalar açısından önemli bir eşik oluşturacaktır.

Bu çerçevenin kabul görmesi, Filistin ve Doğu Türkistan gibi uzun süreli ve yapısal baskı politikalarının uygulandığı dosyalar bakımından da hukuki alanı genişletebilir. Zira bu örneklerde, soykırım iddiaları yalnızca can kayıplarına değil; bir topluluğun fiziksel, sosyal ve kültürel varlığını sürdürülemez kılan, zamana yayılan yok etme stratejilerine dayanmaktadır. Bu yönüyle Rohingya davası, yalnızca belirli bir halkın adalet arayışı değil, uluslararası hukukun soykırımı nasıl tanımladığına dair küresel bir sınav niteliği taşımaktadır.

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir. Dünya ve İslam’ın editöryal politikasını yansıtmayabilir.

Daha Fazla Makale

Yazardan Daha Fazla Makale