Dünya ve İslam

 

Sudan’da Kadınlara ve Çocuklara Karşı Savaş Yürütülüyor

Yazar: Reena Ghelani - Çeviri: M. Hulusi Cengiz

Share

Hayal edin: Günlerce, gecelerce yürüyorsunuz; kurşun seslerinden kaçarken çocuğunuzu kollarınızda taşıyorsunuz. Dron saldırılarından saklanmak için karanlıkta ilerliyorsunuz. Ne yemeğiniz var ne suyunuz — ne de güvenli bir yeriniz.

Bu, Darfur’da ve Sudan genelinde ailelerin yaşadığı gerçekliktir. Üçüncü yılına giren bu acımasız savaşta siviller kuşatılıyor, hedef alınıyor ve korkutuluyor. El-Faşir ve Darfur’un diğer bölgelerinde bütün topluluklar abluka altında. Kaçmaya çalışanlar saldırıya uğruyor; kalanlar ise açlık, şiddet ve hastalıkla yüz yüze.

Kadınlar ve Çocuklar: Görülmeyen Kurbanlar

Manşetlerin arkasında en çok acı çeken kadınlar ve çocuklar var. Cinsel şiddet, cezalandırmak, korkutmak ve yok etmek için sistematik bir silaha dönüştürülmüş durumda.

Kadınlar ve kızlar kaçırılıyor, gündüzleri silahlı gruplar için çalışmaya zorlanıyor, geceleri ise çoğu zaman başkalarının önünde tecavüze uğruyorlar. Birçoğu çocuk yaşta. Tecavüz sonucu hamile kalan bazı kızlar, o kadar genç ve yetersiz beslenmiş ki, doğan bebeklerini emziremiyorlar.

Suçlular artık yaptıklarını gizleme ihtiyacı bile duymuyor. Şiddet o kadar yaygın ki, vakaları kaydetmek bile hayatınıza mal olabilir. Kuzey Darfur’daki Tawila bölgesinde yalnızca Sınır Tanımayan Doktorlar tarafından işletilen bir klinik, tecavüz mağdurlarına bakım sağlayabiliyor.

Erkek çocuklar da bu çatışmanın içine çekiliyor. Son 10 gün içinde Nyala’ya doğru çocuklarla dolu üç kamyonun gittiği bildirildi. Güney Darfur’da ise çocuklar silahlandırılıp cepheye gönderiliyor. Aileler hiçbir iz bırakmadan ortadan kayboluyor.

Yardım Çalışanları da Hedefte

İnsani yardım görevlileri de saldırıya uğruyor. Fidye için kaçırılıyor, dövülüyor, hatta öldürülüyorlar. Silahlı gruplar, yardım kuruluşlarını “para ödeyebilecek” yapılar olarak gördüğü için özellikle hedef alıyor. Yardım ulaştıranların çoğu, her gün hayatlarını riske atan Sudanlı kadınlar. Onlar, başkalarına yiyecek, su ve koruma hizmeti götürmek için çalışıyorlar.

Etnik Şiddet ve Devasa Bir İnsani Kriz

Şiddet artık etnik bir boyut da kazanmış durumda. Yerinden edilmiş bir kişi şöyle diyor:

“Geri dönmem mümkün değil. Ten rengime bakıp hangi kabileden olduğumu anlayacaklar ve beni öldürecekler.”

Sudan, bugün dünyanın en büyük yerinden edilme krizi ve en ağır insani acil durumlarından biriyle karşı karşıya.

  • 30 milyondan fazla kişi acil yardıma muhtaç.
  • 15 milyon kişi evlerini terk etmek zorunda kaldı.
  • Açlık ve kolera hızla yayılıyor.
  • Klinikler yok edildi, okullar kapandı.
  • 13 milyon çocuk eğitimden mahrum gelecekleri yavaşça ellerinden kayıyor.

Kadınların Cesareti ve Direnişi

Tüm bu yıkımın ortasında Sudanlı kadın örgütleri öncülüğü sürdürüyor. Güvenli alanlar kuruyor, şiddet mağdurlarına destek veriyor, çocuklara eğitim imkânı sağlamaya çalışıyorlar.
Kendi topluluklarını en iyi onlar tanıyor ve sürekli tehlike altında olmalarına rağmen çalışmalarına devam ediyorlar. Bu cesaret, sadece takdiri değil, desteği de hak ediyor.

Ne var ki insani yardım bütçesi felaket düzeyde yetersiz. İhtiyaç duyulan kaynağın yalnızca dörtte biri sağlanabilmiş durumda. Acil kaynak aktarımı olmazsa, milyonlarca insan açlık, hastalık ve barınaksızlıkla baş başa kalacak. Kadın ve çocuklar için koruma ve psikososyal destek sağlamak bir seçenek değil, bir zorunluluktur.

Sessizlik Suç Ortaklığıdır

Bu sadece bir şiddet krizi değil; aynı zamanda bir umursamazlık krizi. Her gün dünya görmezden geldikçe, daha fazla hayat yok oluyor, daha fazla gelecek siliniyor. Uluslararası toplum, savaş suçları cinsel şiddet, etnik katliamlar ve yardım çalışanlarına yönelik saldırılar hakkında derhal soruşturmaları desteklemelidir. Sessizlik tarafsızlık değildir. Sessizlik, bu dehşetin sürmesi için verilen açık bir çektir.

Hükûmetler ve bağışçılar, insani yardım çalışmalarını tam olarak finanse etmeli ve yardım ulaştıranlara erişim sağlamalıdır. Tüm taraflara, sivillere yönelik saldırıları durdurmaları, kaçanlar için güvenli geçiş sağlamaları ve insani yardımın kesintisiz ulaştırılmasına izin vermeleri yönünde baskı yapılmalıdır. İnsani yardım çalışanları ve yerel sivil toplum örgütleri, başkalarının yaşaması için kendi hayatlarını riske atıyor. Dünya, onların cesaretine eylemle karşılık vermek zorunda.

En önemlisi, Sudan’daki kadınlar ve kız çocukları, barışın inşası ve şekillendirilmesi süreçlerinde etkin bir biçimde yer almalıdır. Bugün dahi, süregiden kaos ortamına rağmen, topluluklarını örgütleyerek, sığınaklar oluşturarak ve yeniden inşa faaliyetlerine öncülük ederek bu sürece fiilen katkı sunmaktadırlar. Onların sergilediği cesaret ve kararlılık, Sudan’ın gelecekte nasıl bir toplumsal dönüşüm yaşayabileceğine dair umut veriyor.

Kaynak: https://www.aljazeera.com/opinions/2025/11/6/in-sudan-war-is-being-waged-on-women-and-children

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir. Dünya ve İslam’ın editöryal politikasını yansıtmayabilir.

Daha Fazla Makale

Yazardan Daha Fazla Makale